Anasayfa / BYBO / Bakım / Ebeveynlik / Gerçekten Rasyonel Varlıklar Mıyız? Süheyla Pınar Alper

Gerçekten Rasyonel Varlıklar Mıyız? Süheyla Pınar Alper

Hemen yargılayan? Biz. Hemen sonuçlara koşan? Yine biz. Sorgulamama, soru sormama alışkanlığımızla genel yargılara varan da, biz. Biz mi rasyonel varlıklarmışız? Gerçekten mi?  Öyle deniyor da, çevremizi ve hayatı yorumlarken, gözlem yaparken ne kadar çok kestirme yol kullanarak kendimizi aldattığımızı bilsek, biraz daha emek vererek gözlem yapmayı, biraz daha çok soru sormayı akıl edebiliriz.

Bu yazıda istemeden de olsa içine düştüğümüz yorumlama ve algılama yanlışlarımıza dikkat çekmek istiyorum. Evet, hayatı bir şekilde sürdürüyoruz; sürekli mantıksız davranmıyoruz ancak sosyal psikologların araştırmalarına göre çok sayıda yanlış kararlarımız ve davranışlarımız da var ve bunların en azından bir kısmını önlememiz mümkün.

İletişimde olalım olmayalım, ilgilenelim ya da ilgilenmeyelim, gün içinde canlı ya da cansız varlıklardan üzerimize üzerimize gelen sayısız uyaran ve neredeyse sonsuz bir bilgi akışı olduğunu düşünecek olursak, bunların tümünü rasyonel olarak değerlendirmemizin imkansız olduğunu hepimiz kabul edebiliriz.

Sosyal psikoloji araştırmaları yalnızca ilgilendiklerimizden bile gelen uyaran sayısıyla baş etmemizin imkansızlığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Öyle ki ilgilendiğimiz kişilerden ve cisimlerden gelen tüm uyaranları akıl süzgecimizden geçirerek anlamaya kalksak buna ömrümüz yetmeyeceği gibi, yaşamaya da vaktimiz kalmaz. Bunun sonucunda algılarımızı zaten zorunlu olarak otomatik pilota bırakır ve ona göre hızlı seçimler, şip şak çözümler ve kolay yargılarla hayatı sürdürürüz. Bu kaçınılmaz bir gerçek.

Ancak algılarımızın ve düşüncelerimizin bizi yanlışlara yönlendirmesine neden olan ama değiştirmesi elimizde olan ek bir sorun daha var: Bilişsel cimrilik.

Nasıl mı? Geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak birilerine meslek biçmek, giysiler üzerinden sosyal statü tahmin etmek, üç arkadaşımız grip oldu diye hastalanan dördüncü arkadaşımıza grip tanısını koyuvermek, sevgilisinden ayrılan arkadaşımızın  neden ayrıldığını hiç sorgulamadan hemencecik saptayıvermek bunlardan yalnızca birkaç örnek; ki doktorların bile salgın hastalık dönemlerinde, farklı hastalıkları göz ardı ederek tanılarında yanılabildiği görülmüş. Özet olarak var olan rasyonelliğimizi bile son kapasitede kullanmıyoruz. Onun için buna sosyal psikologlar ‘cimrilik’ dese de, ben ‘kolaycılık’ diyorum.

Çevremizden akan veri bombardımanının yanısıra duygu dünyamız ve bedenimiz de bizim algılarımızı ve düşüncelerimizi etkileyebiliyor. Hayatı algılarken sevinçli anlarımızdaki algılarımız, anılarımızın algılarımız üzerindeki etkisi gibi sayısız etken nedeniyle rasyonel varlıklar olmamıza rağmen pek de rasyonel olamıyoruz.

Gerçekleri olabildiğince doğru algılamamız için her şeyden önce aklımızı kullanma konusunda ne kadar cimri ve tembel olduğumuzu fark etmemiz, kabul etmemiz gerekiyor. Ne konuda cimriyiz? Düşünmede, değerlendirmede, analiz etmede, bilgi toplamada cimriyiz. Kısa yoldan sonuçlara varmak işimize geliyor ve çoğu zaman fazla düşünmeden, kalıplarla, özetlerle, yanılsamalarla sonuçlara gidiyoruz. 

Bu kadar engel ve köstek karşısında her konuda otomatik pilota bağlanarak hayatı yaşamak çoğumuzun kolayına gidiyor; ve gelsin yanlışlar, önyargılar, anlayışsızlıklar.

Bir tür cehaleti tetikleyen ve besleyen bu otomatik pilotun ve bilişsel cimriliğimizin farkına varmakta fayda var. Rahat herkese kolay, ama düşünme becerimizi olduğu kadarıyla bile kullanmayıp sosyal psikologların söz ettiği o cimriliğe/kolaycılığa kapıldığımızda düşünmeyen insanların sayısı giderek çoğalıyor çünkü çocuklarımıza ve gençlere de bunu aktarıyoruz.

Hatasını bile sorgulamayan, sorumluluk almayan, önyargıların esiri, kendi hayatını bile önyargısız yaşamaktan aciz insanlar olmak istemiyorsak ve yaşamı böyle algılayan çocuklar yetiştirmek istemiyorsak, örnek olalım, düşünmeye özendirelim. Kusursuzluktan söz etmiyorum elbette ancak düşünmeyi ve sorgulamayı öğrenmediysek öğrenelim, destekleyelim ve öğretelim diyorum.

Görsel: https://tlumcdevos.wordpress.com

 

Süheyla Pınar Alper

Süheyla Pınar Alper

Eğitim Bilimci / Sosyolog, Duygu ve Farkındalık Danışmanıyım. API (Attachment Parenting International), Şiddetsiz Şefkatli Ebeveynlik Türkiye Lideriyim.
1995ten bu yana öğretmenlere, gençlere, kadınlara, anne-babalara, yöneticilere (Dünya Bankası, Meteksan vb.) farklı birey ve gruplara duygusal zeka, etkili iletişim ve şiddetsiz iletişim içerikli eğitimler vermekte, kişilerarası iletişim, aile içi iletişim, pozitif disiplin ve duygular konusunda danışmanlık yapmaktayım.
Yirmi yıl süreyle ders verdiğim Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünden 2008de emekli olduktan sonra İstanbul'a taşındım. 2008-2018 yılları arasında İstanbul'da Bahçeşehir ve Boğaziçi üniversitelerinde Sosyalleşme ve Gelişim, Kişilerarası İletişim, Sosyal Duygusal Öğrenme, Önyargı ve Şiddet derslerini verdim.
2013 yılından bu yana Do-um'da danışmanlık yapmaktayım (www.do-um.com)
Uluslararası EFT Master/İleri EMO, Pozitif EFT uygulayıcısı, Transaksiyonel Analiz Derneği TA ve Çocuk, Ergen, Her Yaş Çocuğu ile Oyunla Terapi sertifikalarına sahibim. Yaklaşık iki yıldır Uluslararası Aile Konstelasyonları Derneği eski başkanı Max Dauskardt ve eşi Alemka Dauskardt ile aile dizimi kolaylaştırıcısı eğitimi almaktayım.
Süheyla Pınar Alper

Diğer Paylaşım

Bu Sıkıntının Adı Yas – Scott Berinato’dan Çeviren: Süheyla Pınar Alper

Scott Berinato’nun 23 Mart 2020de Harvard Business için yazdığı yazının çevirisi (That Discomfort You’re Feeling …

Leave a Reply