Anasayfa / Kategorize Edilmemiş / Cinsel İstismarı Engellemek ve Cezalandırmak

Cinsel İstismarı Engellemek ve Cezalandırmak

Nacizane, bir hukukçu olarak kabul ederseniz son günlerde fazlasıyla tartıştığımız cinsel istismar ve cezalar hakkında görüşlerimi paylaşayım. Bugün grup toplantısında konunun zinanın da suç olarak düzenleneceği yeni bir düzenleme ile çözülebileceği söylendi. Her şeyden önce çocuk istismarı başlı başına ve oldukça geniş bir başlık. Zina ise bambaşka. Birbirine karıştırılırsa kötü. Çünkü zinada rıza vardır ancak kişilerin ilişki kurmaması gerekir. Örneğin, taraflardan biri evlidir. Çocuk istismarında ise rızadan bahsedilebilmesi mümkün değildir. Yine çocuk istismarında suçun nev’i gereği, önlemek cezalandırmaktan daha önemlidir. Bir yakınınız öldürüldüğünde, sanığın müebbet alması içinizi belki soğutabilir, ancak bir çocuk istismara uğradığında ailesi ve kendisi için olayın sonuçları ile mücadele etmek, sanığa olanları bilmekten daha zordur. Çocuk maalesef afişe olacaktır. Gazetelerin “yemişçiler köyündeki 8 yaşındaki A.B.” şeklindeki haberinden A.B nin kim olduğu herkesçe anlaşılır. İstismara uğrayan çocuklar maalesef yeni istismarlara %20 oranında daha fazla uğruyor. Çocuğu korumak zorlaşıyor. Yargılama süreci uzun sürüyor. Süreç boyunca çocuk aynı korkuyu defalarca yaşıyor. Yeni bir hayata başlayamıyor. Bu ve benzeri olaylar nedeniyle istismarda, toplum vicdanını rahatlatmak, bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek, sanığı ıslah etmek amaçlarından çok, çocuğun yüksek menfaati nedeniyle çocuğu korumak önem taşıyor.

O halde amacımız istismarcı faili cezalandırmaktansa bu olay yaşanmadan çocuğu korumaksa, buna göre yöntemler geliştirmek gerekiyor. Toplumun tüm kurumlarının, kamu spotundan cuma vaazlarına kadar her aşamada bu konuda mesajlar vermesi gerekiyor. Eğitim programları yapılması gerekiyor. Hem çocuklara hem ebeveynlere. Bluğdaki kızına babanın şehvet duyması caizdir, saçmalığındaki mesajlarla bu işin önlenmeyeceği aşikar. Cinsel istismar suçları ağır ceza mahkemelerinde yargılanıyor ve TCK ciddi cezalar öngörüyor. Bu aşamada, inanın yeterli. Ne var ki istismar belli bir sınırda kaldıysa, (fiili livata – organ sokma yaşanmadıysa) uygulayıcıların elinde fazla bir bulgu bulunmuyor. Ve bu olaylarda genelde tanık da olmadığı için çoğu zaman çocuğun/mağdurun beyanı ile hareket ediliyor. Bu husus, iç rahatlatıcı olmakla birlikte (yaşından beklenmeyecek şekilde bir kız çocuğu erkek cinsel organını anlatıyorsa örneğin, kızda sperm, livata vb bir bulgu olmasa da fail cezalandırılabiliyor) beyan bazen yanıltıcı olabiliyor. Örneğin, 17 yaşında ama ailesine sevgilisi ile beraber olduğunu söyleyemeyen bir kız, bir şekilde bekaret hususu gündeme gelince yalanlar üstüne yalanlar sıralayabiliyor. Şantaj veya tehdit unsuru olarak kullanılabiliyor, zorla yaptı derim, gibi.

Öte yandan yeni yeni farkındalık yaratılıp yeni yeni bu yönde adımlar atılıyorken, suça dair cezaları geri dönülmez şekilde uygulamak (idam ve hadım) olayların ortaya çıkmasını oldukça zorlaştıracaktır. Bu defa elde yalnızca mağdurun, ortamın verdiği stres nedeni ile birbiri ile çelişen ifadeleri varsa, ceza vermekten kaçınılacaktır. Ya da özellikle aile içindeki vakalarda olaylar iyice sümen altı edilecektir. Sanıklar suçtan kurtulmak için bambaşka hikayeler anlatacak, her şey iyice karmaşık hal alacaktır. Başka ifade ile fazla ceza, cezasızlık getirecektir. Bu haliyle, konuya ilişkin her alanda farkındalık arttırılmalı, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlara dikkat edilmeli (haftasonu paylaşılan çocuğa yapılan caniliklerin satır satır anlatıldığı hesap tüm ünlülerin storysindeydi fakat gerçek değildi), gerek kendi bilgimizi gerek çocuklarımızın ve etrafımızdakilerin bilgilerini arttırmalıyız. Konuya ilişkin etkinlikler takip edilmeli, STK’larda bizzat görev alınmalıdır.

Av. Hande Burma

Aysuda Kölemen

Aysuda Kölemen

1976 yılında Adana'da doğdum. Tarsus Amerikan Koleji'nden mezun olduktan sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde okudum. Amerika'da Siyaset Bilimi alanında doktoramı tamamladım.Bir dönem Oxford Üniversitesi'nde okuduktan sonra Almanya'ya ardından da Philadephia'ya taşındım. Amerikan ve Avrupa üniversitelerinde dersler verdim.Kısa bir süre Hindistan'da yaşadıktan sonra, nihayet Türkiye'ye yerleştim ve madem memlekete döndük, çocuk yapmanın vakti geldi diyerek oğluma hamile kaldım. Tomris bir gün bana BYBO'yu tavsiye etti. İyi ki de etmiş, hayatım bambaşka bir yön kazandı. Çalışma alanım nedeniyle okuduğum farklı ülkelerin sosyal devlet ve politikaları, psikoloji, felsefe ve eğitim literatürünün çocuk yetiştirmekte çok işime yaradığını fark edip, deneyimlerimi, fikirlerimi ve öğrendiklerimi başkalarıyla da paylaşmaya başladım. Şu anda halen üniversitede öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Ailemden ve işimden boş kalan zamanlarımı BYBO ile geçiriyorum.
Aysuda Kölemen

Diğer Paylaşım

Bu Sıkıntının Adı Yas – Scott Berinato’dan Çeviren: Süheyla Pınar Alper

Scott Berinato’nun 23 Mart 2020de Harvard Business için yazdığı yazının çevirisi (That Discomfort You’re Feeling …

Leave a Reply