Anasayfa / Yazarlar / Tomris Cesuroğlu / Gebelik ve Emzirme Döneminde Oruç Tutmaya Epigenetik Bakış: Bu Dönemde Neden Oruç Tutmamak Gerekir?

Gebelik ve Emzirme Döneminde Oruç Tutmaya Epigenetik Bakış: Bu Dönemde Neden Oruç Tutmamak Gerekir?

Bu dönemlerde oruç tutmakta ısrar eden anneler bebeklerinin sağlığına nasıl bir zarar veriyor olabilirler? Bu yazıda bu soruların cevabına değineceğim.

Annelere ilk bakışta olumsuz bir etkisi yokmuş gibi görünse de özellikle orta ve uzun vadede bebekler üzerindeki olası olumsuz etkilerini mekanizmaları ile açıklamaya çalışacağım. Dinen yükümlü olmadıkları halde gebe ve emzikliyken oruç tutmakta ısrar eden annelere umarım bu yazı ile ulaşabiliriz.

Gebelik ve emzirme sırasında oruç tutmanın bebek için kısa vadede zararları olabileceğini biliyoruz. Örneğin, hamile bir kadının susuz kalması kan basıncını düşürebilir, kanın daha kolay pıhtılaşmasına sebep olabilir, ya da kan şekerini düşürebilir. Böyle bir durumda iyi ihtimal hamile kadın halsiz düşer, belki bayılır, böylece vücuduna yaptığı olumsuz etkiyi fark ederek bebeğine zarar vermekten endişe edip bu yaptığını bırakır. Kötü ihtimal, uzun süren açlık ve susuzluk bebeği besleyen plasentaya giden kanın azalmasına ya da bebeğin genel olarak daha az beslenmesine yol açar. Bu bebeğin beklenenden daha küçük doğmasına ya da uzun vadede bazı hastalıklara daha yatkın olmasına sebep olabilir. Anne adayı düşüp bayılmadığı ve doğduğunda bebeğin kilosu aşağı yukarı ortalama düzeylerde olduğu için oruç ile bebek üzerindeki olumsuz sağlık etkileri arasındaki ilişkiyi kuramaz. Sonra her yerde “ben hamileyken oruç tuttum, bir şey olmadı” diyen insanlar görürüz. Halbuki bir şey oluyor, ama sebep ve sonuç ilişkisi annenin fark edebileceği düzeyde değil.

Benzer yorumları emzirdiği halde oruç tutan annelerde de görüyoruz. “emzirirken oruç tuttum, bir şey olmadı” diyorlar. Ya da “biraz azaldı sütüm ama olsun, o kadardan bir şey olmaz” diyorlar. Halbuki oruç tutarken uzun saatler aç ve susuz kalmanın sütün niteliğini değiştirebileceğine dair çalışmalar var.

Daha da ötesinde, gebelik ve emzirme döneminde oruç tutmanın bebek üzerinde sizlerin gözle görüp hissedemeyeceğiniz başka etkileri de var: bebeğin epigenetik yapısı üzerindeki değişimler.

Konunun teknik detaylarına girmeye ne yazık ki yer ve zaman yok. Daha önce Deniz epigenetik konusunda bir yazı yazmıştı… Özetle şöyle diyeyim. Aldığı besinler yolu ile anne vücudu karnındaki bebeğin hücrelerine bir ‘programlama’ mesajı veriyor. Dışardaki dünya ile ilgili haber taşıyor diyelim. Bebeğin hücreleri bu mesajlara göre DNA’sı üzerinde bazı düzenlemeler yapıyor. Buna epigenetik diyoruz. Bazı genleri daha fazla açıp, bazı genleri kapatıyor. Bütün bunlar bebeğin metabolizmasını etkileyerek bebeği dışarıdaki hayata hazırlıyor. Genel olarak bu alana ‘gelişimsel programlama’, ya da ‘hastalıkların ve sağlığın gelişimsel kökenleri’ adı da veriliyor. Somut olarak şöyle bir örnek vereyim:

Gebelik döneminde kronik açlığa maruz kalan annelerin bebeklerinde şişmanlık (obezite), şeker hastalığı (diyabet) ve kalp hastalıkları gibi durumlar daha sık görülüyor. Yani annenin aldığı besin miktarının azalması bebeğin DNA’sı üzerindeki küçük epigenetik düzenlemelere yol açıyor. Bunlar da bebeğin ileriki yaşamında hangi hastalıklara yatkın olacağını belirliyor. Basitçe mantığı şöyle kurabiliriz: eğer annenin aldığı besin azalırsa, ya da uzun süre aç kalırsa, bebeğe şöyle bir mesaj vermiş oluyor: “Dışarda ortam kötü. Yemek az, çok az. Amman deyim, çıktığında ne bulursan yağ olarak depola, yoksa mazallah kıtlığa düştüğünde açlıktan ölebilirsin!” Metabolizması bu şekilde programlanan bebek büyüdüğünde çok daha kolay kilo alıyor, yani aldığı kalorileri yağ olarak depolama meylinde oluyor. Bu da obezite, diyabet, kalp hastalıkları gibi riskleri artırıyor.

Anne karnını anladık, pekiyi emzirme döneminde ne oluyor derseniz işte burası çok ilginç. Bahsettiğim gelişimsel programlama ağırlıklı olarak anne karnında oluyor. Ama doğumdan sonra da, zamanla azalarak da olsa, devam ediyor. Buna yeniden programlama (re-programing) deniyor. Yani, anne emzirme yolu ile hala bebeğe bulunduğu ortam ile ilgili mesajlar vermeye devam ediyor. Bu özellikle ilk 6 ay döneminde oldukça belirgin (bu bilgi ilk 6 ay sadece emzirmenin ne kadar kritik olduğunu tekrar vurgulamış oluyor). Zamanla azalsa da, 2 yaşına kadar hala kayda değer düzeylerde kalıyor.

Bu durumda, gebelik döneminde “ben açlığı/susuzluğu kaldırabiliyorum, bir şey olmuyor” demenin, ya da emzirirken oruç tutup da “sütüm azalmıyor, bir şey olmuyor” bahanesi ile oruç tutmanın bir anlamı yok gördüğünüz gibi.

Özetle, gebelerin ve özellikle ilk 6 ayda emziren annelerin oruç tutması durumunda kısa vadede görünür, hissedilir olumsuz etkilerin ötesinde uzun vadede çocuklarına zarar verme ihtimalleri var. Bu olumsuz etkiler azalarak da olsa 2 yaşına kadar devam ediyor. 


İşin dini boyutuna bakarsak, gebe ve emziklilerin oruç tutmayabileceği alimlerin hemen hemen hepsinin hemfikir olduğu bir konu. Yani gebe ve emzikliler oruç tutmakla yükümlü değil. Dini bir yükümlülük yokken, bebeğe/ çocuğa zarar verme ihtimali bu kadar kuvvetliyken hala oruç tutmakta ısrar eden anneleri anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Konuya ister inanç ister bilim ve mantık çerçevesinden bakalım, hiç bir açıklaması yok.

Bazı anneler tutmadıkları günleri daha sonra kaza etmenin zor olacağını düşünüp, ‘borç biriktirmek’ istemedikleri için Ramazan’da tutmak istiyor. Geleneksel olarak tutulmayan günlerin daha sonra kaza edilmesi gerektiğini söyleyenler çoğunlukta olsa da gebe ve emzikliler oruçtan muaf oldukları için kaza edilmesine gerek olmadığını söyleyenler de var. Açıklamaları bana oldukça makul geliyor.

Oruç tutmak sadece dini bir olgu değil. İşin kültürel ve sosyal bir boyutu da var. Evde ya da sosyal çevresinde herkes oruç tutarken buna katılmıyor olmak bazı annelere zor geliyor olabilir. Burada önemli bir nokta şu: çocuğunuzun iyiliği için bunu yapıyor olduğunuzun lütfen farkında olun. Gebeliğiniz ve hayatının ilk 6 ayı boyunca bebeğin tek besin kaynağı olduğunuzu bilin ve lütfen bunun sorumluluğu ile yaşayın. 6-24 ay arasındaki dönemde de emzirme yolu ile bebeğin vücuduna kıymetli faydalar vermeye devam ettiğinizin bilincinde olun.

Orucun sosyal yönüne katılmak için arada, belirli günlerde oruç tutmayı düşünüyor olabilirsiniz. Mesela hastalık ya da yaşlılık nedeniyle tutamayanlar bazen Ramazan’ın başında, ortasında ve sonunda birer gün oruç tutarlar. Böyle tek tük oruç tutmak için dahi bebeğin en az 6 aylık olmasını ve düzenli bir şekilde su içmeye ve ek gıda tüketmeye başlamasını beklemenizi öneririm. Her şekilde, bebek 6 aylık olduktan sonra dahi emzirme döneminde, yani bebek 2 yaşından küçükken tüm Ramazan’ı oruç tutarak geçirmek yukarda anlattığım mekanizmalardan dolayı, makul ve mantıklı bir hareket değil.

Dr. Tomris Cesuroğlu

Diğer Paylaşım

Ateşi düşürmek zorunda mısınız?

Hakkında Son Gönderiler Eren Kaya Latest posts by Eren Kaya (Tamamını Gör) Evde Cilt Bakımı …

Leave a Reply